Blog

GÖRÜYOR MUYUZ Kİ HOŞGÖRÜLÜ OLALIM?

IMG_4404

Fotoğraf: Efe Filiz (solda) ve minik gönüllümüz Ada (sağda) 🙂

 

BUGÜN ULUSLARARASI HOŞGÖRÜ GÜNÜ

Gönüllümüz Efe Filiz’in 16 Kasım Uluslararası Hoşgörü Günü için yazmış olduğu yazı:

 

GÖRÜYOR MUYUZ Kİ HOŞGÖRÜLÜ OLALIM?

Klişe olacak belki ama bakıyoruz da görmüyoruz galiba. Bakıyoruz kendimizi kandırıyoruz, yapılacak çok şey var ama ben yapamam diyerek önce kendimizi yok sayıp elimizi taşın altına koymaktan uzaklaşıp, belki de kaçıp ötekileşiyoruz, sonra da yardıma ihtiyacı olana düştüğü çukurdan çıkması için elimizi uzatmayıp, kendimizi uzatamayacağımıza inandırdığımız için, onu toplumdan uzaklaştırıyoruz, ötekileştiriyoruz. Ötekileştirdiğimiz kişi evsizse daha evsiz, engelliyse daha engelli, suçluysa daha suçlu oluyor. Bireysel ve toplumsal bir yıkıma ortak oluyoruz hep birlikte.  Bunun bir çıkar yolu yok mu? Bunun bir çözümü yok mu? Çözüm bugünde ve en başta gizli aslında, çözüm Uluslararası Hoşgörü Günü’nde gizli, çözüm görmeye başlamakta gizli, çözüm yapılması gerekenleri görüp, yapabileceklerimizi fark etmekte gizli, çözüm evsiz dediğimizde kirli, paspal, tehlikeli hayatını sokakta geçiren birinin akla geliyor olmasında öte; bir kase çorba ikram ettiğimizde bizlere hoşgörüyle çiçekler veren Osman Amca’yı görebilmekte gizli, Osman Amca’nın sokak sokak gezip kedileri sahipsiz bırakmadığını görebilmekte gizli.

İçimizdeki iyi tarafı keşfedip, kendimize şefkatle yaklaşıp, kendimizi hoş görmeye başladıktan sonra ötekileştirildiğini düşündüğümüz dezavantajlı insanları da hoş görmeye başlayacağız. Olumlu tarafları yakalayacağız ve daha güzel, hoşgörü dolu bir dünyaya doğru yol alacağız.

Bana göre,  kendimizi bireysel ve toplumsal olarak hoş görmeye başladığımızda empati yeteneğimizi geliştireceğiz çünkü elimizi taşın altına koyma cesaretini yakalayacağız. Elimizi taşın altına koyma cesaretine sahip olduğumuzda şikayetçi olmayı bırakıp ne yapabilirim diye soracağız kendimize ve ihtiyaçları tespit edebilmek için daha derin düşünmeye başlayacağız. Daha derin düşünmeye başladığımızda zaten kendiliğinden gerçekleşecek empati içimizde. Hoşgörülü olduğumuz sürece çözüm odaklı, sakin ve sabırlı düşünebilir empati yapabiliriz.

Hoşgörülü olmak anlayışlı olmaktır. Farklı olabileceğimizi fark edip anlayışla yaklaşmaktır. Herkesin aynı olamayacağını göz ardı etmeden bir arada leziz bir şeyi ortaya çıkartmaktır. Bizler, her akşam  sokakta yaşayan dostlarımıza ikram etmek, onlara hoşgörülü davranabilmek  için yaptığımız mercimek çorbası gibiyiz. Ben mercimeğim,  sen baharatsın, bir diğerimiz tuz, yağ veya patates ancak bir arada sıcacık karın doyurucu, belki de hastalığımıza şifa, leziz bir şeyiz. Bu sayede hoşgörülü olduğumuz sürece birbirimizi kategorize etmez ve ötekileştirmeyiz.

Bir kase çorba, bir kase hoşgörü, bir kase umut olabilmek dileğiyle…

Efe Filiz

16 Kasım 2017